1 Ocak 2017 Pazar

Zor Hafta: Yılın ilk haftası



Kuruyemiş tabağı iyiydi de şimdi sıra soğuk, kanlı ve canlı Pazartesi ile yılın ilk haftasını yaşamaya geldi.

Şahsen benim yeni yıla girerken en çok zorlandığım 12'ye kadar ayakta kalma savaşı oldu. Elimde şarap kadehi ve kafamda yılbaşı şapkasıyla; sızmamak için yoğun mücadele veriyor, dudaklarım esnemekten bir bayrak gibi dalgalanıyordu. Çünkü şarap 20'li yaşlarımın tersine, -ne kahır ki- artık uykumu getiriyor.

İşte.. Yeni bir seneye girdik. Giriyor olmak, girmiş olmaktan daha mı heyecan vericiydi ne? Hele ki yeni senenin birinci haftası, birinci Pazartesi günü, ilk iş günü, ilk okul günü ne kadar da 'patatolla' değil mi?

Patatolla kelimesini ben uydurdum şuan.

Patatolla: Beklentiye girdiğin bir konu gerçekleştiğinde, ne yapacağını bilemediğin, orta halli bir 'mallaşma' hali.

Normal. Çünkü yılın en zor haftası, ilk haftadır. Elinde yeni gıcır gıcır bir takvim var. Değerlendirmek istiyorsun. İşte tam bu noktada kendini çok baskı altında hissediyorsun. Aniden bir yorgunluk çöküvermiş. Ne oldu yahu?

Şunlar oldu:

Evin toplanması
Yılbaşı kutlamalarında evde olmayı tercih edenler, ertesi gün etrafta meze artıkları ve çok fazla nevresim takımı dağınıklığı ile uyanırlar. Anadolu'da yılbaşı gecesi yatıya misafir ağırlama oldukça popülerdir. Hiç de motive edici değil. Ve hiç de yeni bir seneye benzemiyor? Baskı ilk günden başlıyor.




Çok mu harcadık ya?
Yılbaşında dışarıda olmayı tercih edenler ise, ertesi gün uyandıklarında müthiş bir beyin egzersizi ile güne başlıyorlar. Dün gece kaç lira harcadım? Hesabın kaçta kaçı bana girdi? Oldukça yorucu.




Tatil havası iyiydi
Her ne kadar haftasonuna sıkıştırılmış bir yeni yıl kutlaması fazladan izin yapma şansı veremediyse de, Cuma gününden kutlama havasına girmek, bir tatil gevşekliği verdi. Okulun son dersi gibi, yılın son günleri coşku içinde karşılandı. Şimdi bu gevşeklikten kurtulup 'hayata kaldığı yerden hırsla devam etmek', insanın 'bellerini' ağrıtıyor. Zor geliyor.



O son içki..
Kabul edelim, kutlamalarda kıtlama psikolojisine giriyoruz. Yarın kıtlık çıkacakmış gibi çok yiyor, çok içiyoruz. Yemekten kabız oluyor, içmekten komalık hale geliyoruz. Bu da bizi yılın ilk haftasında haliyle yoruyor.



Beklentiler çok
Çok hayal kurduk, çok karar aldık yine. Zaten bu sene hepimiz maaşa zam gelsin dileğinden çok 'terör bitsin' dedik. Yüksek beklenti. Sigarayı bırakma dileği, kilo verme dileği, daha çok kazanma ve başarılı olma dileği. Bu dileklerin hepsi insan olsa, peşimizden kabadayı gibi kovalardı. Kan ter içinde bırakırdı. Bu ne ya? Bu kadar fazla şey beklemeyelim kendimizden. İşte bunlar hep sırt ağrısı...



Sosyal medya unutmaz
Biz normal hayatımıza adapte olmaya çalışsak, kollarımızı sıvasak da sosyal medya rahat bırakmıyor. Varsa yoksa bildirim. Her birine tıkladığımızda kendimizi yarı sarhoş, ağızda kedi dili, eller havada ve aşırı rujlu görüyor olabiliriz. Bu da haliyle günlerden Pazartesi ise ürkütücü. Neye bu kadar gülmüşüm acaba bu fotoğrafta? Bunlar da şakak ağrısı olarak dursun kenarda.



Kişisel bir not!

Yine de henüz yaşanmamış yeni bir 365 güne uzaktan bakmak çok ilham vericiydi.
Derken, 12 ye dakikalar kala, dışarıda duyulan havai fişek sesleri beni korkuttu. Bir an silah sesine benzettim. Toplumsal bilinçaltım, yeni yıl gecesini kutlamakla ilgili gündeme gelen malum konuları bu silah sesleriyle ilişkilendirmişti. Yanılmışım. Aslında yanılmamışım. Ertesi gün, toplumsal bilinçaltımın sezgisel olarak tıkır tıkır çalıştığını Reina saldırısından haberdar olduğumda öğrenecektim.

Yeni bir senenin ilk gününde böyle bir haberle uyanmak, tartışmasız hepimizin kişisel bilinçaltında çöpler bırakacak. Zamanla göreceğiz. Ölmemekle kurtulamayacağız bu olaylardan.

Umarım bir gün bu yorgunluklarımız geçer.

*Görseller, bana ait değildir. 

4 yorum:

  1. Ah o ilk madde bendim işte. 20'lerden 30 lara geçince dışarda kutlama isteği uyandıran yılbaşları yerini evde oturalıma bırakıyormuş. Ev iyi hoş da sonrası.. Tüm Pazar temizlikle geçti :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu arada blogu takibe alamıyorum. Hata veriyor. Niye veriyor? Ben mi beceremedim acaba??

      Sil
    2. Oldu başardım. Kendim sordum, kendim çözdüm. Daha saçmalamadan gidiyorum :)

      Sil
    3. hoşgeldin, hep gel : )

      Sil